Şirket Aktifine Kayıtlı Taşınmazın Satışında Kurumlar Vergisi Ve Katma Değer Vergisi İstisnası

KURUMLAR VERGİSİ KARŞISINDAKİ DURUMU

5520 sayılı Kanunun 5/1-e maddesinde  “Kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların % 75’lik kısmı kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.

Taşınmazların; kaynak kuruluşlarca, kira sertifikası ihracı amacıyla varlık kiralama şirketlerine satışı ile 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında geri kiralama amacıyla ve sözleşme sonunda geri alınması şartıyla, finansal kiralama şirketlerine satışı ve varlık kiralama ile finansal kiralama şirketlerince taşınmazın devralındığı kuruma satışından doğan kazançlar için bu oran %100 olarak uygulanır ve bu taşınmazlar için en az iki tam yıl süreyle aktifte bulunma şartı aranmaz. Ancak söz konusu taşınmazların; kaynak kuruluş, kiracı veya sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilememesi hâli hariç olmak üzere, varlık kiralama veya finansal kiralama şirketi tarafından üçüncü kişi ve kurumlara satılması durumunda, bu taşınmazların kaynak kuruluşta veya kiracıdaki varlık kiralama veya finansal kiralama şirketine devirden önceki kayıtlı değeri ile anılan kurumlarda ayrılan toplam amortisman tutarı dikkate alınarak satışı gerçekleştiren kurum nezdinde vergilendirme yapılır.

Bu istisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanır ve satış kazancının istisnadan yararlanan kısmı satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulur. Ancak satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi şarttır. Bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır.

İstisna edilen kazançtan beş yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen ya da dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır. Aynı süre içinde işletmenin tasfiyesi (bu Kanuna göre yapılan devir ve bölünmeler hariç) halinde de bu hüküm uygulanır.

Devir veya bölünme suretiyle devralınan taşınmazlar, iştirak hisseleri, kurucu senetleri ve intifa senetleri ile rüçhan haklarının satışında iki yıllık sürenin hesabında, devir olunan veya bölünen kurumda geçen süreler de dikkate alınır.

Menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları değerlerin satışından elde ettikleri kazançlar istisna kapsamı dışındadır. ”Şeklinde hüküm vardır. Ana faaliyetinin yanı sıra ana sözleşmesinde taşınmaz alım satımı, taşınmaz ticareti, kiralaması gibi faaliyet konularının olması sebebiyle Kurumlar Vergisi ve Katma Değer Vergisi istisnalarından yararlanamayacağı görüşünde olan özelgeler mevcuttur.(05.09.2011 tarihli B.07.1.GİB.4.38.15.01-KV-20-185-102 sayılı özelge,09.03.2012 tarihli B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK 5-962 sayılı özelge)

1 seri No’lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğin; 5.6.2.2.1 Taşınmazlar bölümünde; “İstisnaya konu olan taşınmazlar, Türk Medeni Kanununda “Taşınmaz” olarak tanımlanan ve esas niteliği bakımından bir yerden başka bir yere taşınması mümkün olmayan, dolayısıyla yerinde sabit olan mallardır. “ Şeklinde tanımlanmıştır.

Bunlar Türk Medeni Kanununun 704 üncü maddesinde;

  • Arazi
  • Tapu siciline ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar,
  • Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler

olarak sayılmıştır.

Elden çıkarılacak taşınmazlardan doğacak kazancın, bu istisna uygulamasına konu olabilmesi için taşınmazın Türk Medeni Kanununun 705 inci maddesi gereğince kurum adına tapuya tescil edilmiş olması gerekmektedir. Bu nedenle, ilgili kurum adına tapuya tescili yapılmamış bir binanın satışından doğan kazanca bu istisna uygulanmayacaktır.

Fiiliyatta cins tashihinin kurum adına tapuya tescilinin yapılmasında çeşitli nedenlerle gecikmeler olabilmektedir. Bu gibi durumlarda, taşınmazın işletme aktifinde iki yıl süreyle bulunup bulunmadığının, tespitinde, işletmede iki yıldan fazla süreyle sahip olunarak fiilen kullanıldığının, yapı inşaatı ruhsatı, vergi dairesi tespiti veya resmi kurum kayıtlarından birisi ile tevsik edilebilmesi mümkün olabilecektir.

Örneğin; organize sanayi bölgeleri tarafından verilen tahsis belgesine istinaden veya çeşitli nedenlerle iki yıldan fazla süreyle fiilen kullanılan ancak, tapuda kurum adına henüz tescil edilmemiş bir taşınmazın tahsis belgesine dayanılarak veya zilyetliğin devri suretiyle satılması durumunda bir taşınmaz satışından bahsedilemeyeceğinden istisna uygulanmayacak, ancak, iki tam yıl kullanıldığı yukarıda yer alan açıklamalar çerçevesinde tevsik edilen taşınmazın tapuda kurum adına tescil edildikten sonra satılması halinde, satıştan elde edilen kazançlar bu istisna kapsamında değerlendirilecektir.

Taşınmaz tanımına, taşınmazın bütünleyici parçası niteliğinde olan unsurları da girecektir. Bütünleyici parça, Türk Medeni Kanununun 684 üncü maddesinde, “Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır.” şeklinde tanımlanmıştır.

Taşınmaz tanımına, taşınmazın eklentisi niteliğinde olan unsurlar girmeyecektir. Eklenti, Türk Medeni Kanununun 686 ncı maddesinde; “Bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe onun eklentisini de kapsar. Eklenti, asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır. Eklenti, asıl şeyden geçici olarak ayrılmakla bu niteliğini kaybetmez.” şeklinde tanımlanmıştır.

İstisna uygulaması sabit üretim vasıtası niteliğindeki makineler açısından değerlendirildiğinde, makinelerin sökülmesi gerektiği zaman bina tahrip olacak veya zarar görecek ise bu makineler binanın bütünleyici parçası olarak kabul edilecektir. Aynı şekilde, bina ile birlikte bir bütün oluşturan ve birbirinden ayrılmaları halinde istenilen faydayı sağlamayacak durumda olan makineler de binanın bütünleyici parçasıdır. Bunlara örnek olarak transformatörler, kazanlar, zemine raptedilen türbinler sayılabilir.

Taşınmazlarla birlikte satışa konu olan ve o taşınmazın bütünleyici parçası sayılan şeylerin satışından elde edilen kazançlar da istisna kapsamında değerlendirilecektir. Ancak, taşınmazın zeminine veya duvara sabitlenmiş olmakla birlikte münferiden veya toplu olarak sökülüp satılması mümkün olan ve bu takdirde işletmenin sınai olma vasfını değiştirmeyen ve üretimi de aksatmayan makine ve benzeri aletler bütünleyici parça niteliğinde değerlendirilemeyeceğinden bunların satışından doğan kazanç, istisnadan yararlanamayacaktır.

Öte yandan, makinelerin taşınmazdan bağımsız olarak satılması halinde, mütemmim cüz olma vasıfları kalmayacağından, bunların satışı menkul mal satışı olarak kabul edilecektir.

Aynı tebliğin; “5.6.2.3.1.3. İnşa halindeki binalarda 2 yıllık sürenin tespiti” bölümünde de “Kurumlar tarafından, inşaatı henüz tamamlanmayan, fiilen kullanma imkanı da bulunmayan binaların satılması halinde; kurum aktifinde iki tam yıl kayıtlı olması koşuluyla, sadece binanın arsasının satış kazancına tekabül eden kısmı kurumlar vergisinden istisna olacaktır.

Ancak, arsa üzerinde inşa edilen ve aktife kaydedilen binanın, kurum adına tapuya tescil edilerek satılması halinde, satılan binanın iki yıllık aktifte bulundurulma süresinin başlangıç tarihi olarak, inşaatın tamamlandığı ve bina olarak kullanılmaya başlandığı tarih esas alınacaktır.” Şeklinde açıklanmıştır.

KATMA DEĞER VERGİSİ KARŞISINDAKİ DURUMU

3056 Sayılı Kdv kanununu 1/1 inci maddesinde “Ticarî, sınaî, ziraî faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabidir “ hükmü bulunmaktadır.

Aynı kanunun 17/4-r  maddesinde ise “ Kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara devir ve teslimlerinin KDV’den istisna edildiği,

İstisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimleri istisna kapsamı dışında olduğu

İstisna kapsamında teslim edilen kıymetlerin iktisabında yüklenilen ve teslimin yapıldığı döneme kadar indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisi, teslimin yapıldığı hesap dönemine ilişkin gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınacağı hüküm altına alınmıştır.

Cem ŞAHİN                                                                                                                                                 Smmm Stajyeri

REYTİNG UĞRUNA…

Televizyon karşısında fazla vakit geçiren biri değilim. Bununla övünmek için söylemiyorum başka zaman geçirebildiğim şeyler olduğundan belki de ona yönelmiyorumdur. Küçükken işler böyle değildi ama yatağa girerken ertesi sabah Şirinler’i izlemenin heyecanıyla uyurdum. Sabah 8 olduğunda alarma gerek kalmadan uyanırdım ahh şimdi de öyle uyanabilsem keşke 🙂

Zaman geçti büyüdük gerçeklere merhaba dedik. Sende iyi bir çocuk olursan şirinleri görebilirsinin yerini sende bunları yaparsan Lamborgini’ye binebilirsin almış. Dün baktığım dizilerin hepsinde denize sıfır villalar, lüks arabalar, çarpık ilişkiler. Tamda bizi anlatıyor değil mi. Her sabah erkenden kalkmak zorunda olan, işyerinde canımıza okunarak para kazanan bizlerin hayatına ne kadarda benziyor o programlardaki karakterler. Bana göre toplumsal yozlaşma böyle başlıyor. Belli kişilerin elinden çıkan hepsi birbirine benzeyen film senaryoları sunuluyor bizlere. “İyilik yap iyilik bulursun”, “ Komşun aç yatarken sen tok yatma” bu sözler pek günümüze uymuyor galiba. Yeni trend bencil ol, kolay yoldan köşeyi dön.

Geçenlerde ülkelerin kullandığı ilkokul fişleriyle ilgili örnekler verilmiş. Japonya’da “Yaşamak için üreteceksin”, İngiltere’de “Geçmişini bilmeyen geleceğini tayin edemez” , Almanya’da “Üretim ve yaşam disiplinle başlar”, Türkiye’de “ Ali ata bak” baka baka başaracağız inşallah 🙂

FATURAYA İTİRAZ VE FATURA DÜZENLEME SÜRESİ

Fatura, Vergi Usul kanunun 229.maddesinde “satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.” Şeklinde tanımlanmıştır. Hukuki niteliği olan bu ticari vesikayla ilgili 2 önemli konu gündeme gelmektedir.

  • Faturanın alıcıya ulaşmasından itibaren itiraz süresi
  • Fatura düzenleme süresi

1-FATURANIN ALICIYA ULAŞMASINDAN İTİBAREN İTİRAZ SÜRESİ

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 21/2 maddesinde; “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” Şeklinde hüküm vardır. İlgili maddeden açık olarak anlaşıldığı üzere faturaya itiraz süresi, faturanın alındığı tarihten itibaren 8 gündür. Düzenlenen fatura alıcıya ulaştığında karşı tarafın faturayı teslim alış tarihinin belli edilmesi hukuki açıdan faturayı düzenleyenin menfaatine olacaktır. Ayrıca irsaliyeli faturalarda malı alan tarafından irsaliyeli faturanın altında yer alan malı teslim alan yerinin imzalanması yasada yer alan 8 günlük süresinin başladığı tarihtir.

Faturanın içeriğinden kasıt, faturayı tanzim eden tarafından faturaya yazılan mal veya hizmetin, adedi, açıklamaları, tutarı ile fatura üzerinde yapılan bedeli ile ilgili hesaplamaları ve sunulan hizmet veya satılan mal ile ilgili bilgileri içerik olarak kabul etmek gerekir. Satılan mal veya hizmet ile ilgili olan bu bilgilerin yanında, faturanın tarihi, malın sevk tarihi ve alıcı ile ilgili bilgilerde içeriktir.

Faturanın şekil ve esaslarına ilişkin düzenleme Vergi Usul Kanunu 230 ve 231. Maddelerinde yer almıştır.

Buna göre ;

Madde 230- Faturada en az aşağıdaki bilgiler bulunur:

  1. Faturanın düzenlenme tarihi, seri ve sıra numarası;
  2. Faturayı düzenleyenin adı, varsa ticaret unvanı, iş adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası;
  3. Müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası;
  4. Malın veya işin nevi, miktarı, fiyatı ve tutarı;

Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası, (Malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde satıcının, teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde alıcının, taşınan veya taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi düzenlenmesi ve taşıtta bulundurulması şarttır.)

Malın, bir mükellefin birden çok iş yerleri ile şubeleri arasında taşındığı veya satılmak üzere bir komisyoncu veya diğer bir aracıya gönderildiği hallerde de, malın gönderen tarafından sevk irsaliyesine bağlanması gereklidir. Bu bentte yazılı irsaliyeler hakkında fiyat ve bedel ile ilgili bilgiler hariç olmak üzere, bu madde hükmü ile 231 inci madde hükmü uygulanır. İrsaliyelerde malın nereye ve kime gönderildiği ayrıca belirtilir.

Şu kadar ki nihai tüketicilerin tüketim amacıyla perakende olarak satın aldıkları malları kendilerinin taşıması veya taşıttırması halinde bu mallara ait fatura veya perakende satış fişinin bulunması şartıyla sevk irsaliyesi aranmaz.

Madde 231-Faturanın düzenlenmesinde aşağıdaki kaidelere uyulur:

  1. Faturalar sıra numarası dahilinde teselsül ettirilir. Aynı müessesenin muhtelif şube ve kısımlarında her biri aynı numara ile başlamak üzere ayrı ayrı fatura kullanıldığı takdirde bu faturaları şube ve kısımlarına göre şube veya kısmın isimlerinin yazılması veya özel işaretle seri tefriki yapılması mecburidir.
  2. Faturalar mürekkeple, makine ile veya kopya kurşun kalemi ile doldurulur.
  3. Faturalar en az bir asıl ve bir örnek olarak düzenlenir. Birden fazla örnek düzenlendiği takdirde her birine kaçıncı örnek olduğu işaret edilir.
  4. Faturaların baş tarafında iş sahibinin veya namına imzaya mezun olanların imzası bulunur.
  5. Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren yedi güniçinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.
  6. Bu Kanunun 232 nci maddesinin birinci fıkrasına göre fatura düzenlemek zorunda olanlar, müşterinin adı ve soyadı ile bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarasının doğruluğundan sorumludur. (Ancak bu sorumluluk, aynı maddenin 2 nci fıkrasının uygulandığı halleri kapsamaz.) Fatura düzenleyenin istemesi halinde müşteri kimliğini ve vergi dairesi hesap numarasını gösterir belgeyi ibraz etmek zorundadır.

6102 sayılı kanunun 21/3 maddesinde yer alan ;” Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.”  Hükmünde yer alan şekilde yapılması da 8 günlük sürenin başlamasında yeterli olacaktır.

6102 sayılı kanunun 21/2 maddesinde faturaya itiraz konusu işlenmiş fakat faturaya itirazın ne şekilde yapılacağı ile ilgili bir açıklama bulunmamaktadır. Aynı kanunun 23/3 maddesinde ayıplı malın satıcıya ihbar edilmesiyle ilgili hüküm vardır.

Buna göre ;

Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü  maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Sözü edilen Borçlar Kanunun 223.maddesi ise şu şekildedir.

MADDE-223- “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.

 Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.”

Alıcı ile satıcı arasında yapılan sözlü ve yazılı sözleşmeye aykırı düzenlenen faturaya kanunda yer alan 8 gün içerisinde itiraz edilmemesi, faturanın içeriğinin kabul edildiği anlamına gelmemektedir.

2- FATURA DÜZENLEME SÜRESİ

Vergi Usul Kanunun 231/5.maddesinde faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azamî yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılacağı şeklinde hüküm vardır. 7 günlük sürenin hesaplanmasında Aynı kanunun 18/1. Maddesinde “süre gün olarak belli edilmişse başladığı gün hesaba katılmaz ve son günün tatil saatinde biter” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre; 09.07.2015 tarihinde düzenlenen sevk irsaliyesi ile teslim edilen mallara ilişkin faturanın en geç 16.07.2015 tarihine kadar düzenlemesi gerekmektedir. Maliye Bakanlığının 08.07.2014- 64597866-105[231-2014]-104 sayılı özelgesinde de “mal teslimi ve/veya hizmet ifalarına ilişkin belge düzeninde sürenin gün olarak belirlenmesi sebebiyle 7 günlük sürenin hesabının,  malın teslimi veya hizmetin yapıldığı ilk gün hesaba katılmadan takip eden günden başlaması gerekmektedir.” Şeklinde görüşü mevcuttur.

3065 sayılı KDV Kanunu’nun 10/a maddesine göre mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi ve hizmetin yapılması vergiyi doğuran olayı meydana getirmektedir. Dolayısıyla mal teslimi ve hizmet ifasından sonra düzenlenen faturanın sonraki aya kaydırılmaması vergiyi doğuran olayın meydana geldiği ay KDV beyannamesinde beyan edilmesi gerekmektedir. Örneğin;  28.06.2015 tarihinde satılan mala ait faturanın 7 günlük süre dikkate alınarak düzenlenmemesi, vergi doğuran olayın meydana geldiği Haziran 2015 KDV beyannamesinde beyan edilmesi gerekmektedir.

Cem Şahin

SMMM Stajyeri

TAHAMMÜLSÜZLÜK

Yoğun geçen haftanın ardından tekrar yazma fırsatı bulduğum için mutluyum. Kulağıma Kıraç’ın o hepimizin duyduğu şarkısı geliyor. “Hayat akıp giderken avuçlarımdan eğilip yerden toplayamıyorum parçalarımı ve her şey için çok geç demek için belki de çok geç…(Oysa Bir Umuttu) “ şarkıyı dinledikçe üzülüyorum.

Ne kadar yalnızlaştık değil mi! Hayatımızı kolaylaştıran, birbirimize ulaşma imkânımızın kolay olduğu bu zamanlarda neden kendimizi yalnız hissediyoruz. Günümüzde birbirimize olan tahammülsüzlüklerimizden olduğunu düşünüyorum. Bu duyguyu gelişen teknoloji aşılıyor bize. Sanal arkadaşlıklar gerçek arkadaşlıkların değerini azaltmıyor mu sizce. Babamın memuriyetinde dolayı birçok yer görme imkânım oldu. Gittiğimiz yerler teknoloji anlamında yoksun yerlerdi. Ama daha değerli bir şey vardı. Güvenebileceğin insanlar hep vardı oralarda, zor günlerinde yanında olan seni yalnız hissettirmeyen insanlar.  Bilirlerde ki birbirimize muhtacız. Şimdi her şeyin bir alternatifi var eşyanın, arkadaşın, sevgilinin hoşuna gitmediyse değiştirirsin. Yenisini bulmak çok zor olmasa gerek ama alternatifi olan şeylerin değeri azalıyor, tahammül etmek için yormuyoruz kendimizi. Gerçek ilişkiler fedakarlıkla olur bunu şimdinin çağı kabul etmiyor ne yazık ki. Fedakarlık sonunda maddi bir çıkar varsa katlanılıyor. Ne kadar üzücü hâlbuki ne kadar özledik değil mi birlikte vakit geçirmeyi, dertlerin sadece benim derdim değil bizim derdimiz olduğunu bilmeyi. Oysa bir umuttu hep gönlü besleyen dayan yüreğim diyen ……  Sözleri pek uymasada bu şarkı gerçek dostlara gelsin o zaman kaybetmeyelim onları 🙂

i106162663_82305_7-9867

Kafayı Yedik

60968_10151302466194100_1693368833_n

Birçoğunuz bu soğuk günlerde sıcacık evinizde keyif yaparken bizde Uludağ’da keyifteydik. Düşündüğünüz gibi değil kayak yapıp,otele gitmedik.

Daha öncesine gelirsek geçen hafta kararlaştırıp 2 gün için Uludağ’a çıkmaya karar verdik.Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra bizi bekleyen araçlarla Uludağ’a doğru yolculuğumuz başladı.Ekibimiz 26 kişiydi.İzmir,Muğla’dan gelen kişilerde vardı.Araçlar döndüğümüzde buluşma noktamız olarak belirlediğimiz yerde bizi bıraktı bundan sonra 6 saatlik yol yürüyecektik.Evet 6 saat 🙂 Çantamızda  çadırlarımız, 2 günlük yiyeceğimiz ve ihtiyacımız olacağını düşündüğümüz eşyalar vardı.(Böyle bir yolculuğa çıkacaksanız eğer unuttuğunuz şeylerin acısı büyük oluyor.)Yolculuğumuz başlarında araç yollarında ilerledik.Kamp yapacağımız yere yaklaştıkça arazi şartları zorlamaya başlamıştı.Hedefimiz kilimli gölüne ulaşmaktı.Yürüyüşümüz sırasında 5 kere mola vermek zorunda kaldık grubun dağılmaması önemliydi. Kamp yerine uzun yürüyüşten sonra ulaşıp hemen çadırları kurmaya başladık.Havanın kararmasına az kalmıştı ve çadırları kuramazsak bu hiç iyi olmayacaktı.Birbirimize yardımlarla çadırları kurduk. Akşam yemeğinin ardından çadırlarımıza yerleştik.Yan çadırda evli çiftler şaraplarını açıp keyif yapmaya başlamışlardı bile.Biraz sohbetin ardından yorgunluğun verdiği etkiyle uyuduk.Gece çıkan rüzgar hepimizi uyandırmıştı.Çadırı etkilemeye başlamış ve bizi epey rahatsız etmişti. İkinci gün uykulu şekilde çadırlarımızı toplayıp zirveye doğru yürüyüşümüz başladı. Hedeflediğimiz yerleri gördükten sonra araçlarla tekrar şehir merkezine geldik.Bunları bu zamanda neden mi yaptık? Galiba kafayı yedik 🙂 478335_10151302465924100_1297579192_o

45044_10151302465184100_1421297867_n

İlk Gün

Kış ayı olmasına rağmen dışarıda güzel bir hava var ve bana yeni yerler görme hevesi veriyor. Geçen sene her hafta gideceğim yeri belirler pazar 7’de kalkar çantamı alıp planımı yaptığım yere doğru yolculuğa çıkardım. Erkenden kalkıp gitmem eleştiri konusu oluyordu. “Sadece hafta sonun var onu da dinlenerek geçiremiyorsun” denilirdi çoğu zaman.2014 Nisan ilk hafta cuma gününden planımı yaptım gideceğim yer evime 80 Km uzaklıktaki Kocayayla. Ön araştırmalar sonucu buranın görülmesi gereken bir yer olduğu kanısına vardım. Araçla yaklaşık 2 saat sürüyordu.

Hazırlıklarımı tamamlayıp kardeşimle evden çıktık. Arabada titizlikle seçilen uzun yol şarkılarını dinlemeye başlamıştım bile. Hafta içi yoğun olan bu yolların bomboş olması insana zombi filmlerinde boşalan sokakları anımsatıyordu. Kardeşim yan koltukta uyuyakalmış ben şarkılara dalmış halde yolculuğa devam ediyorduk. Hesapladığım süre sonunda görmeyi merakla beklediğim yaylaya gelmiştik. Muhteşem bir yerdi. Ormanlık alanın ortasında görülmeye değer bir yayla. Bundan sonraki bölümü anlatmaya resimlerin daha etkili olacağını düşünüyorum kocayayla1kocayayla-1